Haziran 24, 2009


Diyelim yagmura tutuldun bir gun
Bardaktan bosanircasina yagiyor mubarek
Obur yanda gunes kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yagmuru
Piril piril dusuyor damlalar
Eteklerin uca uca bir kosudur kopardin
Dar attin kendini karsi evin sundurmasina
Iste o evin kapisinda bulacaksin beni

Diyelim icin cekti bir sabah vakti
Erkenden denize gireyim dedin
Kulac attikca sen
Patia carsaflar gibi yirtiliyor su ortadan
Ege Denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayim diyorsun
Icine cil cil kosusan baliklar
Lapinalar gumusler var ya
Eylim eylim salinan yosunlar
Onlarin arasinda bulacaksin beni

Diyelim sapina kadar sair bir herif cikmis ortaya
Cakmak cakmak gozleri
Meydan ta Tsim ya Beyazit meydani
Herkes orda sen de ordasin
Harif bizden soz ediyor bu ulkenin cocuklarindan
Yuruyelim arkadaslar diyor yuruyelim
Ozgurluge mutluluga dogru
Her isin basinda sevgi diyor
Gozlerin yagmurdan sonra yapraklarin yesili
Bi de basini ceviriyorsun ki
Yaninda ben varim.

Can Yücel

Nisan 04, 2009



yok olmanın dayanılmaz hafifliği!!!
sözler yoktu hatırlatacak güzellikleri...içimi kaplayan bu şey artık dışıma çıkmalı nefes almalıydım.söz olmalı mı?ne gerek var ki anlaşılmadıktan sonra!..gözlerime gri bulutlar taşıyan hava gitmeli yağmur durmalı güneş açmalı...yağmur! yağmur yine yapmıştı yapacağını!!!yine yapmıştı!kundera'dan nefret ediyorum artık...raslantı kuşlarından da...büyülü olan herşeyden...mesela; masallardan!hayatın anlamı dediğim bütün masallar hepsi yalan!hayatım boyunca inandığım bütün masallara artık inanmıyorum hepsi kacman birer yalan oldular...yok olmanın dayanılmaz hafifliği...bütün yıldızlarım kayıp...gökyüzü simsiyah.bütün periler onlara inanmadığım için teker teker ölmeye başladılar...hiçbirinin peri tozu yok artık.bütün peri tozlarını boşluğa döktüm...rüzgarlar sararak esmiyorlarlar...görünen herşey ...susmalıyım...belki de konuşmalı ve paramparça olmalı...durulmalıydım...durulmuştum...unutmuştum...bir çakıltaşıyla çarpışana kadar!...son çakıltaşı...saçma sapan zamanlarda elime nasıl geçiyor anlamıyorum...beni nasıl bu kadar incitebiliyor...cem adrian...yağmur...yağmur...yağmur...yok olmanın dayanılmaz hafifliğine giden yolda yanımda cem adrian yağmur ve küçük bir çakıl taşı...herşeyi yeniden hatırlatacak bir anı...bir gülümseme...yağmur...deniz...yok olmanın dayanılmaz hafifliği...

paramparçayım...ayakta duracak halim yok...beni tutmanı istemiyorum...ellerine anlamlar vermiyorum...bütün anlamları yok ederken anlamsızlıkları seviyorum...anlamsızlıkları var eden seni...yokluğunda buldum seni varlığına sığdıramıyorum...

Mart 23, 2009


bir dokunuş neler yapabilir?